Genel

Tasarla Tasarlayabilirsen!

Her şeyin yarıştırıldığı, her yeteneğin sorgulandığı ve mütemadiyen Hülya Avşar ya da Seda Sayan gibi gediklilerin jürisinde olduğu yetenek yarışmalarında neden iç mimarlar için de bir yetenek yarışması olmaz? Evet, iç mimarınız Ümit Arıkan bu konuyu gündeme taşımaya hazırlanıyor!

Jüri üyeleri Tanju Çolak, Hamdi Alkan, Deniz Seki ve Ahmet Ümit olan bir iç mimarlık yarışması yapılmalı bu ülkede! İç mimarlar ve iç mimar adayları bu yarışmaya katılmalı, her hafta belli bir konseptte proje çıkarmalı. Çıkaramayan kaybolsun, silinsin piyasadan.

Çıkarabilen, yola devam!

Finale kadar!

Kulağının arkasındaki kalemle, önündeki sigara paketine proje çizen müteahhitlerin ülkesinde, bence bu yarışma tutar! Hele bir de doğru güne konulursa, reytinglerde zirve yapar zirve!

Sizce?

İç Mimarını Seçerken

Yeni evinizi aldınız ya da düşünüp taşındınız, evinizi tasarımsal olarak yenileme kararı aldınız. Ardından ilerleyeceğiniz yol, elinize bir balyoz alıp “Şu duvarı hiç sevemedim zaten” deyip kırmak olmayacağına göre…

Bir iç mimar bulmaktan geçer…

İç mimar Ümit Arıkan sizin için, bu uğurda yapmanız gereken doğru adımları sıralıyor şimdi! Ona kulak vermeye hazır olun…

İlk adım…

Google’ı açıp “iç mimar” yazıp konum bazlı arama yapmak!

İkinci adım…

Bu iç mimar hakkında internette yazılmış yorumların olup olmadığını kontrol etmek.

Üçüncü adım…

Bu iç mimara ulaşıp, portfolyosunu istemek, varsa örnek işlerini yerinde incelemek…

Dördüncü adım…

Bütün bu aşamaları geçtikten sonra, size layık bir iç mimar olmadığına kanaat getirerek Ümit  Arıkan kardeşinize ulaşarak işi ona teslim etmek!

Hadi bakalım, cümlemize hayırlı olsun…

İç Mimarın Kim?

Son yıllarda bazı güzel gelişmeler oldu. Ben bunları değerlendirmeden edemeyeceğim. Bazen kendi kendime Ümit Arıkan sen de bu meslekte sabırla ilerledin ya, helal olsun diyorum. Ancak, bazıları var ki, depar attı depar.

Mimar Selim Bey’i bilmeyeniniz yoktur. Adamcağız bir televizyon programı ile doğru düzgün ele alınmış iyi işler ile çok güzel yerlere geldi; iç mimar kavramını Türkiye’de sokaktan geçen bir adamın gözünde bir yerlere getirdi.

Bu tasarımlar, artık halkı şu görüşe itti: Ev aldın mı, iç tasarımını da yaptıracaksın.

Dolayısıyla iç mimariye ilgi arttı, günden güne “İç mimarın kim?” soruları çoğaldı. Sağolsunlar, bizim referanslarımız sayesinde de aldığımız iş sayısı belli bir noktaya yükseldi çok şükür.

Darısı, mesleğe yeni giren kardeşlerimin başına.

İşinizi iyi yapın ki, insanlar size küfretmek için “İç mimarın kim?” diye sormasınlar…

Hadi bakalım, görelim sizi…

Virüs Çin’de de Olsa…

Bir süredir Wuhan’da başlamış olan, tüm dünyaya yayılan ve her ülkede çeşitli önlemlerin alındığı malum virüs için, kişisel olarak, teyakkuzdayım. Korona Virüsü, hakkında henüz çok çok ciddi bilgilere sahip olamadığımız (tam olarak nasıl yayılıyor, nasıl bulaşıyor, bulaşma hızı nedir) bir virüs olmakla birlikte temel bazı gözlemlerle korkutuculuğunu deneyimlediğimiz bir oluşum.

Yığınla insana bulaşmış durumda. İnsanlar kırılıyor. İtalya’da maçlar iptal ediliyor, fuarlar iptal ediliyor, Çin’de yaşam sıfır seviyesine düştü, insanlar krizde. Bunalım, kaos, üzüntü ve keder hâkim herkese. Hastalık ciddi, hastalık fena, felaket!

Tabii bütün bu tanımlamalar Edirne dışında geçerli. Bize gelince…

Biz de uçakla yurt dışından hasta getiriyoruz ülkeye. Ateşini bile ölçmeden!

Kellepaça yiyince geçiyormuş ama. Öyle diyor Karatay abla…

Bilemiyorum Altan…

İç Mimarın Pazar Günü

İç mimar Ümit Arıkan biraderiniz, bugün vasat bir pazar günü geçirdiği için internete sardı. Bir iç mimar, pazar gününü nasıl verimli geçirebilir? Bunu tartışmak istiyorum.

Önce kendimden örnek vereyim. Çoluklu çocuklu bir iç mimarım, iş saatlerimi kendim belirliyorum. Dolayısıyla ‘serbest zaman’ tırıvırısına hiç girmiyorum ancaaaak… Bi’ pazarımız var be kardeşim!

Psikolojik olarak büyük bir etkendir pazar günü. Bu salaşlık, bu üşengeçlik başka türlü açıklanamaz.

Fakat bazen gerçekten de hiçbir şey yapasınız gelmiyor. Ancak vakti bu kadar da ölü geçirmeye gönlüm elvermiyor. Eh, napalım?

Arayıp tararken, ilginç bir şey buldum.

Bu Pinterest denilen zamazingo, aslında boş vakti verimli geçirmemizi sağlayabilir! Arama kısmına iç mimari ile alakalı birkaç İngilizce terim yazdım, çıkan tasarım önerilerine bayıldım!

Siz de deneyin, çok seveceksiniz!

Gülümsemek Bedavadır, Denesenize?

İç mimarınız Ümit Arıkan olarak sizlerle zaman zaman bu satırlarda serzenişlerimi paylaştığım da oluyor. Bilenler bilir, bilmeyenler de takip ederek görebilir…

Gelelim bu haftaki serzenişime.

Bazen İstanbul’a kısa süreli gidiyorum, zaman zaman Ankara ve İzmir’e seyahat ediyorum. Fakat bir şey hiç değişmiyor: İnsanların mutsuzlukları.

Herkes mutsuz. Herkes sabırsız. Herkes öfkeli ve anlayışsız.

Bir de üstüne üstlük herkesin işi çok acil, hep sıranın önüne geçmeye çalışmalar, bir imtiyaz talepleri, bitmek bilmeyen girişimci ruhlar.

Oysa gülümsemek, iyi niyet, tebessüm… Bunlar da değeri düşük şeyler değil ki!

Denesenize, gülümsemek bedavadır.

Ve beklediğinizden çok daha iyi karşılık bulursunuz.

Gülümseyin, göreceksiniz!

İç Mimaride Tropikal Akım

Her zaman tropikal ülkelere seyahat fırsatı bulamayabiliyoruz. Bu gibi durumlarda ne yapıyoruz? O ülkelerin iklimini, kendi evimize taşıyoruz! Nasıl mı? İç mimarınız Ümit Arıkan bu konuda sizlere yardımcı olmaya hazır!

Tropik iklimi seviyor, bu iklime sahip ülkelerin havasını yakalayabileceğiniz bir iç mimariyi tercih etmeye niyetleniyorsanız sıkı durun! Sizin için birkaç tavsiyem var!

Ahşap, birincil tercihimiz olmalı. Fakat bunu klasik tarzda değil, sıcak renklere yakın biçimde kullanmamız gerekiyor. Aynı zamanda bol bitkiyle süslendirdiğimiz evimizin duvar boyaları da ortamla uyumlu olmalıyken; halının deseninden, envai çeşit aksesuarı da bu iklimi yansıtacak biçimde tercih etmemiz icap ediyor.

Sonrası?

Sonrası iyilik güzellik!

En Güzel İç Mimari Tarzı

Aylardır bu sayfamda sizlerle iç mimari tarzları üzerinde fikirsel paylaşımlar yapıyorum. Bazen bir soru tipi var, o çok geliyor bana:

“Hocam sizce en güzel iç mimari tarzı nedir?”

İç mimar Ümit Arıkan bu soru karşısında gülüp geçebilirdi, ancak son dönemde web sitem sayesinde bana gelen sorularla insanların pek çok şeyi merak edebildiğini gördüm. O yüzden bu soru beni artık şaşırtmıyor.

Hatta bir cevabım da var!

Hazırsanız söylüyorum…

En güzel iç mimari tarzı, sizin gözünüze en çok hitap edebilendir.

Nokta!

İç Mimaride Fazlalıkları Atın!

Bana başvuranlar, genelde tam tersi şeyler isteseler de birkaç önerimden ve uygulamamdan sonra çoğunlukla yönlendirdiğim şekilde ilerlemekteler. Çünkü aslında pek çoğumuz, daha ne istediğimizin farkına varamayabiliyoruz. Hele ki böylesi bir dijital çağda! Siz de iç mimaride ne istediğinizin farkında olmadığını düşünenlerdenseniz hiç endişelenmeyin! İç mimar Ümit Arıkan imdadınıza koşuyor!

Bakınız efenim, minimalizm dediğimiz akım pek işe yarar, pek hoş, hiç gözü yormaz, hiç de sizi aldatmaz. Son yılların yükselen yıldızı minimalist felsefenin özü “az, çoktur” ilkesine dayanıyor. Ne kadar az eşya, o kadar çok huzur. Tıpkı Fight Club filmindeki gibi yani!

Siz de gün boyu aşırı derecede objesel ve fikirsel bombardımana maruz kaldıktan sonra evinize geldiğinizde biraz olsun hava almak, biraz nefes alabilmek, etrafa bakındığınız zaman gözünüzün de gönlününüzün de açılmasını istiyorsanız…

Sizin çareniz o ayılıp bayıldığınız altın varaklı oturma grubunda değil!

İnanın ki, değil!

Siz, gereksiz hiçbir aksesuarın yer almayacağı, mümkünse en fazla iki -onlar da birbirine zıt- renk kullanılarak farklı bir havaya büründürülecek, bir o kadar da az eşyanın yer alacağı minimalist bir yaklaşıma ihtiyaç duyuyorsunuz.

Kalabalıklardan kaçın! Yeni kral, minimalizm!

Lao Tzu’nun Öğütleri

Dün ve evvelsi gün web sitemde yer vermeye başladığım Lao Tzu’nun öyküsünde son bölüme geldik! İç mimar Ümit Arıkan farkıyla tamamen özgün bu hikayeye ulaştığınız için tebrikler!

İhtiyar adamın oğlunun bacağının kırılması tüm köy halkını üzse de, eli silah tutan tüm genç bireylerin 10 gün askerde olmaları sıkıntı olur.

Hanedanlığa saldıran yepyeni uygarlığa karşı eli silah tutan tüm genç bireyler askere alınır. Köy halkı da tabii soluğu yaşlı adamın yanında alırlar.

“Gene haklı çıktın! Oğlunun bacağı kırık ama en azından yanında… Bizimkiler belki yanımıza bile dönmeyecek…”

İhtiyar, bilgiç bir tavırla “Şimdilik, benim oğlumun yanımda sizinkilerin ise askerde olduğunu söyleyin… Gerisini bilemezsiniz.” der.

Neymiş?

Asla acele karar vermiyormuşuz…