Gerçekliğimiz de Sanallaşıyor!

Sanal gerçeklik teknolojisini Türkiye’de mimari amaçlarla kullanan ilk kişilerden birisi benimdir muhtemelen. Yıllar sonra bu teknoloji oldukça gelişti, gündelik hayata girdi ve tabii pek çok farklı ekonomik branşta hizmet görmeye başladı.

Ancak ilk kez, etik anlamda da tartışılmaya başlandı. Peki neden?

Güney Kore’de bir anne, ölen kızıyla sanal gerçeklik aracılığıyla buluştu.

Haberi duymuşsunuzdur.

Jang Ji-sung isimli anne, 2016 yılında 7 yaşındaki kızını kaybediyor. Aradan yıllar geçtikten sonra, sanal gerçeklik projeleri yürüten bir firma sekiz aylık bir çalışma ile anne kızın daha önce birlikte gittikleri parkın simülasyonda tekrar inşa edilmesini sağlıyor.

Tabii, anne kızın yıllar sonraki bu buluşması, yürekleri dağlıyor.

İç mimarlıkta geçirdiğim yıllar, bana şunu öğretti: Ümit Arıkan bu alanda ne yapabilir; projelerine sanal gerçekliği güzel adapte edebilir. Ancak sadece o kadar! Ötesi, insan hayatının sömürüsüne girer. İnsanları sanal bir gerçeğe alıştırıp, sanki bir uyuşturucuya bağlamak gibi olur.

Gereksiz ve acımasızca!

Tabii bu benim görüşüm.