Sosyal İzolasyon Ne İşe Yarar?

İki gündür, pek çok işi evden teslim etmeyi; devam eden projeleri evden yürütmeyi kafaya koymuş bir biçimde home office çalışıyorum. Arkadaşlar arıyorlar, “Ulan Ümit Arıkan canın bu kadar mı tatlıydı?” diye soruyorlar. Şimdiden pek çok arkadaşımla kavga ettim. Çünkü sosyal izolasyon dediğimiz hadisenin ne derece gerekli olduğunun ayırtına varamamışlar, ne acı!

Oysa virüs tehdidinin bu kadar yaygın olduğu günümüzde bizi kurtaracak olan tek şey, insanlarla ve onların bulunduğu yerlerle çok ama çok az temasta bulunmak!

Sosyal izolasyon, sadece bizi korumaz; bizde var ise bazı rahatsızlıkları da insanlara bulaştırmamızı engeller. Dolayısıyla insanlığa karşı da bir görevimizdir bu. Sorumluluk bilincini oturtmuş bireylerin, işletmelerin, kurum ve kuruluşların bu mevzuları artık ciddiye alması gerekiyor.

Yoksa dönüşü çok zor bu yolun…

Karantina, Lütfen!

Haftanın ilk günü… İlk iş saatleri… Genelde kahvaltıda bilgisayardan LinkedIn’e bakmayı seviyorum hafta içlerinde. Bir sürü tanıdığım, LinkedIn üzerinde bir süre evden çalışacaklarını ilan etti.

Buna mutlu oldum işte!

Çünkü insanlarda biraz bilinç oluşması adına sosyal karantina kavramını yerleşik hâle getirmemiz gerek. Koronavirüsün şakası yok, İtalya’da bir günde 300’ü geçkin kişi sırf bu lanet yüzünden hayata veda etti. Bizim de karantinaya ihtiyacımız var, umarım devletin aldığı önlemler giderek artar da insanlar biraz daha ciddiyetin farkına varır.

Yoksa bazı güruhun devlet “Höt” demedikçe “Zöh” diyeceği yok. Onlar için güzel bir aydınlanma olacaktır. Yoksa öğrenci yurduna “Ahır” diyen hadsizlerden bir farkımız kalmaz vallahi.

Türkiye’de Gündem Tek!

Pazar kahvaltılarında adetimdir, tabletten açarım günün gazetelerini… Ne oluyor ne bitiyor, kim köşesinde ne yazmış ona bir bakarım. Haberleri incelerim, ekonomiden politikaya hafta içi hiç okumadığım tüm bölümleri bile okurum.

Bugün bir ilginçlik, olması gerektiği gibi bir ilginçlik, vardı. Türkiye’de tek bir gündem vardı: Koronavirüs! Bence halkın bilinçlenmesi adına doğru adımlar atılıyor, basın bu konuda birkaç yanlış yönlendirmeli haber hariç sınıfı geçmek üzere… Bir de bazı şarlatanları televizyonlara çıkarmasalar!

Adam fizyoterapist, gelmiş “Tuzlu su koronavirüse iyi gelir” diyor. Be adam, sen nereden uyduruyorsun bunu, onu bir açıkla hele!

Bu tarz ne idüğü belirsiz tiplemeler hariç basında gayet yerinde haberler yer aldı. Zaten bunlar da televizyondan başka yerlerde yoktu. Sosyal medyadaki kullanıcılar da uygun bir kullanım gösterdi. Teyit edilmiş haber / bilgi gerçeğine sonunda ulaştık. Bu bilince ulaşmamız için bir salgın mı gerekiyordu acaba?

İç Mimariyi Karantinaya Uyarlamak

İç mimari, bir evin veya ortak yaşam alanlarının yaşam şartlarına en ideal hâle getirilmesidir. Özeti budur aslında, yoksa iç mimarinin genel tanımını ve içeriğini dün de bu satırlarda paylaşmıştım.

Gün itibarıyla koronavirüs nedeniyle pek çok kamusal düzende değişimler yaşandı. Okullar bir aya yakın süre tatil, maçlar seyircisiz, vesaire vesaire… Tabii, dünya geneline kıyasla böyle bir kararı daha ilk vakada veren ülkemiz büyük bir sınavla karşı karşıyadır. Ben de iç mimar Ümit Arıkan olarak devletinin yanında, milletinin arkasındayım. Bu yüzden iç mimaride karantina modasını geliştirmek adına ufak bir tavsiyem olacak…

Eğer ilerleyen dönemde şirketler de uzaktan çalışmaya yeşil ışık yakarsa ve insanlar evlerinde mecburen daha çok zaman geçirirse… Birtakım aksaklıklar yaşanması normal olacak. Çünkü şimdiye kadar sabah sekiz akşam beş çalışanlar bile evlerinde çok fazla zaman geçirememişti. Günlük hayatın işleyişinde ihtiyaçları karşılamayan yönler ortaya çıkacak. Evin aksayan yanları belirecek.

Bu yanları iyi tespit edip önlemlerinizi doğru alırsanız, evinizi iç mimari açısından bir “yuva” haline getirirsiniz. Demedi demeyin!

İç Mimari Tasarım Nedir?

En azından “İç mimar nedir?” sorusu kadar kritik bir sorudur bu: İç mimari tasarım nedir? Ailenizin iç mimarı Ümit Arıkan bu soruya karşılığı yapıştırıyor bu yazıda! Hazır mısınız?

İç mimari tasarım dediğimiz hadise, aklınıza gelebilecek herhangi bir mekanda iç kısmı tasarlama sürecidir. Alanın verimli, şık ve nezih kullanımına dönük iç mekan tasarımı yapılması; plan, estetik ve teknik çözüm ile başarıya ulaşabilir ancak.

Adına iç mimarlık dediğimiz tasarım sürecinin tümü; kişilerin yaşam alanlarını işlevsel yapabilmek ve ortama görsel ambiyans katabilmek adına gerçekleştirilir. İç mekan tasarımında rol oynayan pek çok faktör vardır. Renk, ışık, biçim gibi görsel faktörler; yüzey, şekil, doku gibi dokunsal faktörler ve gürültü, yankı gibi işitsel faktörler bunların arasında başı çeker.

Tasarımcı yahut iç mimar dediğimiz şahıslar, materyalleri doğru kullanmak suretiyle, gereken estetiği yaratır. Yani nesnelere şeklini verir.

Yani her zaman dediğim gibi, bakmayın keyfimize zor iştir iç mimarlık!

İşte Bu Başka Bir Hikayenin Konusu

Geçen akşam internette gezinip yeni neler var diye bakarken, nostalji yaptım azıcık. Ve, Türk dizi tarihinin en sükseli yapımlarından birisinin ilk bölümünü izleme gafletinde bulundum. Her boş vaktimde bir başka bölümünü açıveriyorum bu yüzden. Bir bölüm de minimum iki saat, bitmiyor bir türlü… İç mimarınız Ümit Arıkan boş vakitlerini de böyle geçirmeye karar verdi yani!

Bahsettiğim dizi, elbette EZEL. İzlemeyen çok az kişi vardır diye düşünüyorum.

Benim bu dizide en çok unutamadığım sahne, Tefo ve Ali’nin trene binip uzaklaşırken Ramiz Dayı’dan telefon almaları ve akabinde gelişen o unutulmaz diyaloglar… Sanıyorum ki ikinci sezonun finaliydi bu. Emin olamadım şu an ama, sezon finali olduğuna eminim.

İşte her izleyişte sanki yeni keşfetmiş gibi kafa karıştırıcı bir etkiye sahip bir dizi EZEL. Bu da, başka bir hikâyenin konusu… Anladın mı kardeş?

Havalara Gel!

Bu aralar havalar bir açıp bir kapatıyor ya, fırsattan istifade hafta sonu kısa bir kaçamak yapalım dedik. Ancak olmadı. Korona virüs nedeniyle pek çok ülkeye giriş, çıkış kapalı. İptal. Sanki tecritte gibiyiz! İç mimarın pazarı, hafta sonu, şusu busu olmaz kabul ama; arada bir dinlenmek de gerekmiyor mu? Ne ara tatil yapacak iç mimarınız!

Havalara gel ya, sanki bana bahar… Sabah evden çıkarken hava bir soğuk, akşam eve dönerken ter – revan içindeyim. Neyse ki klima diye bir şey var ki bir nebze rahat ediyoruz.

Bu arada, günlük kullandığınız eşyaların tarihçesini hiç merak ettiniz mi? Mesela klimayı kim buldu? Veya klima ne zaman bulundu?

Ben merak ediyorum. Fırsattan istifade de araştırayım dedim.

Klima dediğimiz şeyi, büyük boyutlarda bir soğutma makinası formatında ilk bulan kişi Willis Carrier’miş. 1902 yılında icat etmiş!

Toprağı serin olsun, ne diyelim…

Renk Paleti Uygulaması

Mimarlar, mimar adayları, iç mimarlık öğrencileri… Toplaşın! Ailenizin mimarı Ümit Arıkan sizinle bomba bir şey paylaşacak.

Artık hepimiz akıllı telefon kullanıyoruz, doğru mu? Akıllı telefon kullanmayanlar şu an bu yazıyı terk edebilir. Terk etmeyip devam ederseniz, peşin peşin kabul etmiş sayılırsınız akıllı telefon kullanımını.

Şimdi…

Hazır bu yazıda kaldınız, o zaman sizinle bu ipucunu paylaşayım. Artık işlerimizi teknolojik kılıyoruz. Teknoloji ile içli dışlı olmayan tüm sektörler, kaybetmeye mahkumdur. Siz de işinizi teknolojiye adapte etmeye hazır olun.

Uygulamalar arasında pek çok örneğinin yer aldığı renk paleti içerikli uygulamalardan birisini indirin. Bu sayede bir evde, yahut projede fotoğraf çekip o fotoğrafta görünen duvara renk paletini uygulayabileceksiniz.

Bu da hayal kurma kısmını bir nebze kolaylaştıracak!

İç Mimarın Hafta Sonu Olur mu?

Bazı meslekler vardır… O mesleklerde hafta sonu diye bir kavram yoktur. Tatil bilmezler, uzun tatiller zaten hiç olmaz… Taksiciler, doktorlar ilk akla gelen örneklerdir ama iç mimarların da hafta sonu tatili olmaması gerektiğini düşünüyorum. Yıllara varan tecrübemle, bazen bu bölgedeki stajyer kardeşlerimin Ümit Arıkan abileri olarak onlara bu hususta tavsiyelerde bulunuyorum ama hemen yüzleri asılıyor…

Nasıl yani?

Onca zaman okuduk, iş yapmaya gelince hafta sonu tatili yapmayalım mı?

Ne zaman dinleneceğiz?

Vücut tatil istiyor, istemiyor mu?

Aynısını anana bacına yapsalar, iyi mi?

Yok, bu sonuncusu tam olarak bu konunun sorusu değil… Başka bir konunun sorusu…

Ancak şaka bir yana, gençlerin endişelerini ve telaşlarını anlıyorum. Kanları deli akıyor, tatil istiyorlar! Tatil, daha çok tatil, daha fazla tatil… Mümkünse hep tatil!

Oysa kişinin, kendisini geliştirmesi ve işini severek yapması için mesai kavramını hayatından çıkarması gerekiyor.

İç Mimar Ümit Arıkan Tavsiye Eder!

Eş dost ahbap, görüşlerime sağolsun güvenirler… Tavsiyelerimi dinlerler… Ben de esirgemem doğrusu, bol keseden dağıtırım! Hazır bahar ayları gelip çatmışken, iç mimarınız Ümit Arıkan kardeşiniz size iki şey tavsiye etmek ister…

İlki, kapalı balkon. Lütfen o balkonları kapatın. Vallahi, “Oh, dünya varmış!” diyeceksiniz. Hele bir de jaluzi taktırırsanız camlara, değmeyin keyfinize… Tatile bir yerlere gitme imkanınız yoksa bile hafta sonları balkonda sefa sürersiniz. Ümit Arıkan kardeşinize de bol bol dua edersiniz… Demedi demeyin!

İkinci tavsiyem, deodorant!

Toplu taşımayı çok sık kullanan bir bireyim. En çok rahatsız olduğum şey, ter kokusu. Rica ediyorum şu deodorant kültürünü edinelim. Günde birkaç kez sıkarsak, hayat hem bizim için hem de etrafımızdaki tüm canlılar için çok daha yaşanılır olacak.

İnanın bana!